Time: 3:11

Kadına Şiddet

Pazar, 25 Kasım 2018 14:17

Kadına yönelik şiddet, ulusal ve uluslararası tüm girişimlere rağmen, coğrafi sınır, ekonomik gelişmişlik ve öğretim düzeyine bakılmaksızın tüm dünyada ve kültürlerde yaygın olarak görülen evrensel bir sorundur.

 

Dünya Sağlık Örgütü, Kadına Yönelik Şiddeti; “Cinsiyete dayanan, kadını inciten, ona zarar veren, fiziksel, cinsel, ruhsal hasarlarla sonuçlanma olasılığı bulunan, toplum içerisinde ya da özel yaşamında ona baskı uygulanması ve özgürlüklerinin keyfi olarak kısıtlanmasına neden olan her türlü davranış” şeklinde tanımlamış, bu tanıma daha sonra ekonomik ihtiyaçlardan yoksun bırakarak uygulanan ekonomik şiddeti de dahil etmiştir.  

25 Kasım’ın, ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ olarak ilan edilmesinin üstünden 19 yıl geçmesine rağmen ne yazık ki dünyada ve özellikle ülkemizde kadına yönelik yapılan gerek psikolojik gerekse fiziksel şiddet artarak devam etmektedir. 

Yapılan araştırmalarda kadınların %70’inin yaşamları boyunca fiziksel veya cinsel şiddet gördüklerini ortaya konmuştur. Ülkemizde 2001 yılında yapılan bir araştırmada, araştırmaya katılan kadınların  %73'ü hakaret, tehdit edilme, küçümsenme gibi psikolojik şiddete maruz kaldığını, % 64'ü ise vurma, tokat, itme gibi fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtmişlerdir. Psikolojik ve fiziksel şiddetin yanı sıra, araştırmaya katılan kadınların  %4'ü en az bir defa tecavüze uğradığını, bunlardan  %19.7'si kocası, % 6.9'u bir aile üyesi tarafından tecavüze uğradığını ifade etmişlerdir.

 

2017’den 2018 Ekim’e kadar 608 kadının şiddet mağduru olduğu resmi kayıtlara geçerken Sosyal Hizmetler Dairesi’ndeki resmi verilere göre; Ocak ile Eylül ayları arasında şiddet gördüğü gerekçesiyle 205 kadının polise başvurduğu, 16 kadının ise; Alo 183 Sosyal Hizmetler Hattı’na ‘şiddet ihbarı’ yaptığı kaydedilmiştir.

Son 2 yılda 50 kadın, 48 çocuk Lefkoşa Türk Belediyesi Kadın Sığınma Evi’ne yerleştirilmiştir. Bunların dışında 32 kadına da dışarıdan destek sağlanmıştır.

Tüm bu insan hakkı ihlalleri içerisinde ise en korkuncu 'yaşama hakkına 'yapılan saldırıdır.

Ülkemizde 2011-2016 yılları arasında 5 kadın cinayeti gerçekleşken, son 2 yılda 8 kadın cinayeti yaşanmıştır.

Ülkede her geçen gün artan şiddet olaylarının en baştaki nedeni kontrolsüz nüfus artışıdır.

Yakın coğrafyamızda bulunan tüm ülkeler içerisinde Sudan dışında vize gerektirmeden girilebilen tek devlet olmamızın bir sonucu olarak kontrolsüz nüfus artışının yaşanması Birleşmiş Milletler raporlarında da yer almaktadır. Bu durum yurttaşlarımızın güvenliğini tehdit etmekte ve tüm bireyler için şiddet riskini artırmaktadır. Kıbrıs’ın kuzeyine giriş-çıkışlar kontrol altına alınmadığı ve denetimler gerçek anlamda yapılmadığı takdirde ülkemizdeki güvenlik sorunun artacağından endişe duyuyoruz.

Kadına yönelik şiddet önlenebilir bir halk sağlığı sorunudur. Bir toplumun sağlıklı ve istikrarlı bir şekilde gelişebilmesi, ilerleyebilmesi ve gerçek anlamda çağdaş bir profile sahip olabilmesi için tüm bireylerin sağlığının geliştirilmesi gerekmektedir. Özellikle toplumun temel taşlarının başında gelen aile kurumunu korumaya yönelik yasal mevzuatlardaki eksikliklerin giderilmesi sosyal devletin gereği olmanın yanı sıra toplumun geleceği açısından da büyük önem taşımaktadır.

Şiddet nedeniyle bir kadının yaşamını yitirmesi devletin sorumluluğudur.

 

Toplumun tüm kesimlerine yönelik şiddet olayların önlenmesi için yasalardaki eksiklikler giderilmeli,Kadınların sağlık hizmetine daha kolay erişimi sağlanmalı,Şiddet mağduru kadınların korunması ve rehabilite edilmesi için hayati önemi olan sığınma evlerinin sayısı ülkemizdeki nüfus göz önünde bulundurularak artırılmalı,Şiddete uğrayan kadınlar için yeterli danışmanlık hizmeti, psikolojik ve tıbbi destek sağlanmalı ve sivil toplum örgütleriyle birlikte toplumsal eğitim çalışmaları yapılmalıdır.

Kadının cinsel, fiziksel ve psikolojik bütünlüğü dokunulmazdır.

 

Kıbrıs Türk Kamu Hekimleri olarak şiddetin/istismarın her türlüsüne karşı olduğumuzu, hekimlik mesleğinin gereği sağlıklı ve mutlu bir toplum yaratılması amacıyla hareket ettiğimizi bir kez daha hatırlatır; tüm dünyada ve ülkemizdeki bireylerin insan onuruna yakışır, sömürünün olmadığı, eşit ve özgür bir düzende yaşayacağı günler görmesini dileriz.

 

Saygılarımla

 

Tıp-İş Yönetim Kurulu (a)

 

Dr. Ahmet Varış

Başkan

 

 

Last modified on Pazartesi, 16 Eylül 2019 14:20
Rate this item
(0 votes)
Read 131 times

Facebook Sayfamız