Time: 2:55

Duyurular (14)

Duyurular - Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş) Resmi İnternet Sayfası

Şiddete Son

Ocak 02

Son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artış gösteren şiddet, bir halk sağlığı sorunudur ve meydana gelme sıklığı giderek artmaktadır.

Çeşitli kereler talepte bulunmamıza rağmen Girne, Cengiz Topel ve Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanelerinde 24 saat boyunca kesintisiz polis hizmeti yoktur.  Hiçbir kamu sağlık merkezinde yeterli sayıda özel güvenlik görevlisi de yoktur.

 

Ayrıca güvenlik görevlisi olarak alınan personellerin bir kısmı teknisyen, sekreter ve hasta taşıyıcı gibi başka başka işlerde çalıştırılmaktadır.

Güvenlik eksiklikleri bir yandan sağlık çalışanlarını tehdit ederken bir yandan da sağlık hizmeti sunumunu da engeller hale dönüşmüştür.  Bu durum sürdürülebilir veya kabul edilebilir değildir.

 

Elbette sağlıkta şiddetin toplumsal etkenleri vardır ve bunlar giderilmedikçe sağlık kuruluşlarını tam olarak güvenli ve huzurlu yerler haline getirmek olanaklı değildir.

Bir devlet hastanesi düşünün. Her yıl ülke nüfusundan fazla acil servis hastası bakıyor. İdare eksikliklerini gidermediği için hizmet olanakları kısıtlı kalıyor

  1. Yurttaşların hizmet beklentisi idare eliyle yapay biçimde yükseltiliyor,gelinen tablonun esas sebebi budur.

 

Bu koşullara rağmen kamu sağlık merkezlerinde 2018 yılında 300.000 farklı hastaya hizmet verilmiş ve bir milyon muayene yapılmıştır.

Bir kez daha soruyoruz. Güvenlik eksiklerini gidermek için hastaların veya çalışanların telafisi olmayan bir zarara uğraması mı gerekir?

Sosyal devletin en temel unsurlarından olan ‘sağlık’ ile ilgili her konu bir devlet politikası halinde uygulanmalıdır. Oysaki idare kendi eksikliklerini düzeltmek yerine sağlık çalışanlarını hedef göstermeyi alışkanlık haline getirmiştir.

Kamu sağlık merkezlerinin hekim, hemşire, personel ve alt yapı eksikliklerini giderin.

Sağlık yasalarını çağımızın gerektirdiği şekilde güncelleyin.

Sağlıkta tasarruf olmaz.

 

Güvenli bir ortamda EŞİT,  ulaşılabilir, nitelikli sağlık hizmeti almak herkesin hakkıdır.

Temel amacı insanı yaşatmak olan biz sağlık emekçileri, her türlü şiddete karşıyız.

 

Saygılarımla

 

Dr. Ahmet Varış

Başkan

 

Ekonomik Kriz

Ekim 02

Ülkemizde finansal alanda başlayan ve giderek tüm sektörlerde etkisini gösteren ekonomik kriz zaten istikrarsız olan ülke ekonomisinde var olan sorunların daha da derinleşmesine neden olmaktadır.

Gerek toplumsal gerek bireysel düzeyde pek çok yıkıcı etkisi olan ekonomik krizler halkımızı, temel olarak işsizlik, gelir azalması, yoksulluğun artması, sosyal sınıflar arasındaki gelir dağılımı adaletsizliğinin artması ve bunların sonucunda hayat standartlarının kötüleşmesi gibi pek çok olumsuz sonuçları beraberinde getirme riski ile karşı karşıya bırakmıştır.

İnsanın hayatı boyunca sürekli ve düzenli bir şekilde dengede tutmaya çalıştığı fiziksel ve ruhsal dünyası ekonomik krizlerden dolayı bozulabilmektedir.

Kıbrıslı Türkler yıllardır siyasal, ekonomik ve sosyal nedenlerden dolayı çeşitli kereler göç etmek zorunda bırakılmıştır. Beyin göçü hala ülkemizin en önemli sorunlarından biridir. Göçlerin en büyük olumsuzluğu toplumsal varoluşun zayıflamasına ve çökertilmesine zemin hazırlamasıdır.

Sosyal devletin temel amacı vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmektir. Kamusal sağlık ve eğitim hizmetlerinin güçlendirilip günümüzün modern koşullarına uyarlanması ise sosyal devletin en önemli görevlerindendir.

Ekonomik krizle birlikte yurttaşların kamusal sağlık hizmetlerine olan ihtiyacı artarken, sağlık hizmetini sunan hekimler olarak her fırsatta vurgu yaptığımız ilaç ve alt yapı eksiklikleriyle ilgili yeterli bir ilerleme sağlanamamıştır.

Kamusal sağlık hizmetlerinin insan işgücü, alt yapı, ilaç ve diğer ihtiyaçlar bakımından daha da zayıflaması halinde sağlığa ayrılan bütçenin sevkler nedeniyle yanlış harcanmasından, yurttaşların kendi bütçelerinden yapacağı harcamaların artmasından ve sağlık hizmetlerinin kalitesinin düşmesinden endişe duymaktayız.

İdarenin ülkemizdeki çalışma barışının korunması, üretimin artırılması ve gerek özel sektör gerek kamusal alanda çalışan emekçilerin refah düzeyinde iyileştirme sağlanması için gereken adımları atmasını bekliyoruz.

  1. Beyin göçünü durdurmak için düzenlemeler yapın. Toplumsal varlığımızı sürdürmek için her yurttaşımıza ihtiyacımız vardır.
  2. Ekonomik krizin faturasının salt dar/orta gelirli yurttaşlara kesilmesi kabul edilemez. Emekçiler toplumun her kesiminin bedel ödediğini görmek istemektedir.
  3. Bu toplumu yeni felaketlere sürüklemeyin.

Toplumsal varoluşun korunması ve idarenin ekonomik krizin faturasını sadece emekçilere ve halka ödetmeye çalışmasına karşı yapılacak olan sendikal eylemleri selamlarız.

 

Saygılarımla

 

Dr. Ahmet Varış

Başkan

 

Belediye Başkanına tazminat davası açıldı!

 

3 Mayıs 2018 tarihinde Mağusa Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne başvuran bir hastaya gerekli acil tetkik ve tedavisi yapılıp hasta gözetim altına alındıktan sonra kendi isteğiyle hastaneden ayrılmasına rağmen Büyükkonuk Belediye Başkanı Ahmet Sennaroğlu gereken tedavinin yapılmadığını ileri sürerek sosyal medya hesabından canlı yayın gerçekleştirmiş ve gerek hastane gerekse orada çalışan sağlık personeline yönelik asılsız ithamlarda bulunmuştu.

Mağusa Devlet Hastanesi’de görevli Dr. Cihan Tüccar, Ahmet Sennaroğlu’na tazminat davası açtı. Konuyla ilgili bilgisine başvurduğumuz Avukat Jale Dizdarlı tarafından yapılan açıklamada “Söz konusu belediye başkanı hakkında sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalar nedeniyle ‘zem ve kadih’ (hakaret ve sövme) davası açılmıştır.” dedi.

 

TIP-İŞ Yönetim Kurulu yaptığı açıklamada, kamu hekimlerini itibarsızlaştırmaya yönelik yaklaşımlar sergileyen tüm kesimlerle ilgili gerekli cezai işlemlerin yapılması için yasal yollara başvuracaklarını belirtmişti.

 

TIP-İŞ “Ülkemizde devlet eliyle yürütülen, hekimliği itibarsızlaştırma, hekim emeğini değersizleştirme, sağlık sistemindeki sorunların günahını hekimlerin ve kamu sağlık çalışanlarının boynuna asma ve hekimleri hedef gösterme politikaları sağlık çalışanlarına uygulanan şiddetin en önemli nedenidir. Az ve ucuz iş gücü ile çok hizmet hedeflemenin sonucu olarak hasta memnuniyetsizliği ve şiddet karşımıza çıkmaktadır. Kıbrıs sorunu kadar eski olan sağlık sistemindeki yasal düzenleme ve alt yapı eksiklikleriyle birlikte az hekimle çok iş yaklaşımı bizleri iyi hekimlik ortamından uzaklaştırmaktadır.

 

Belediye seçimlerinin de yaklaşmasıyla birlikte yine göz önünde bulunmaya çalışan bazı çevreler, 4 yıldır tanısı olup tedavi alan, daha sonra atak geçirip Mağusa Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde ilk müdahalesi yapıldıktan sonra gözetim altında tutulurken kendi isteğiyle hastaneden ayrılan hasta bir vatandaşımız üzerinden bile prim yapmaya çalışmaktadır. Bu durum ülkemizde siyasetin geldiği nokta açısından kaygı vericidir.” açıklamasında bulunmuştu.

 

Güvenlik Eksikleri

Temmuz 16

Güvenlik eksiklerini gidermek için çalışanların telafisi olmayan bir zarara uğraması mı gerekir?

 

Son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artış gösteren şiddet, bir halk sağlığı sorunudur ve meydana gelme sıklığının giderek artmaktadır.

Daha önce açıklamış olduğumuz gibi, hastaneler, belki de hastalar ve sağlık çalışanları için riskli ve tehlikeli birer ortama dönüşmektedir. Tüm bunlar yaşanırken, sağlık çalışanları ve hizmet almayı bekleyen hastalar kendini güvende hissetmemektedir.

 

Daha önce talepte bulunmamıza rağmen Girne, Cengiz Topel ve Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanelerinde 24 saat boyunca kesintisiz polis hizmeti olmadığı gibi hala hiçbir devlet hastanesine yeterli sayıda özel güvenlik görevlisi istihdamının da yapılmamıştır.

Dün akşam Akdoğan Sağlık Ocağı’nda görevli olan acil servis görevlilerinin darp edilmesinden büyük üzüntü duyuyoruz. Tıp-İş olarak konunun takipçisi olacağımız gibi gerekli girişimleri de başlatacağız.

 

İdareye bir kez daha soruyoruz. Kamu sağlık merkezlerinin güvenlik eksiklerini gidermek için hizmet veren kamu sağlık çalışanlarının veya hizmet alan hastaların telafisi olmayan bir zarara uğraması mı gerekir?

 

İdareye bir kez daha aynı şeyi söylemek istiyoruz “Sağlıkta tasarruf olmaz. Güvenli bir ortamda, ulaşılabilir, nitelikli sağlık hizmeti herkesin hakkıdır.”

 

Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası olarak kamusal sağlık hizmet sunumunun huzurlu ve güvenli bir ortamda yapılması için gereken önlemlerin alınması konusunda tüm yetkilileri daha önce olduğu gibi bir kez daha uyarıyoruz. 

 

Saygılarımla

 

Dr. Ahmet Varış

Başkan

 

 

‘Sağlık’ kavramının ve ‘Sağlık Sistem Yapısının bağımsız olarak düşünülmesi mümkün değildir. Sağlık, birçok faktörün etkileyen bir durumdur. Ekonomik, politik ve sosyal etmenler toplumların sağlık yapısının önemli belirleyicileridir.

Bir devletin halkına verdiği değeri ortaya koymak için ülkenin sağlık sistemine bakılması yeterlidir.

 

Ülkemizdeki sağlık hizmetlerinin geliştirilmeye ve güçlenmeye ihtiyacı olduğu herkesin kabul ettiği bir gerçektir.  Sağlık hizmetlerinin gelişme ve güçlenme çalışmaları sürdürülebilir ve planlı olmalı; mevcut potansiyel ve ülke ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır.

Devletin temel görevlerinden biri her vatandaşa ihtiyacına göre, eşit, güvenilir, ayrıcalıksız, kaliteli ve yeterli sağlık hizmeti götürmektir.  Sağlık işleriyle görevli bakanlık yıllar içerisinde işlevselliğini kaybetmiş, kurumsal ve gelişen çağa uygun bir yapıya ulaşamamıştır. Bütün bunların sonucunda sağlık hizmetleri günübirlik aksaklıkları giderme gayretinden ibaret bir kurum halini almıştır.   Daha iyi sağlık hizmeti için yapılması gereken alt yapı ve ileriye dönük planlama işlerine ise bir türlü sıra gelmedi, ertelendikçe ertelendi. Kaliteli sağlık hizmeti sunabilmek için güncel bilimsel gelişmelere uygun, sürdürülebilir, devlet politikası haline gelmiş sağlık politikalarına ihtiyaç vardır. 

Sağlık işlerinden sorumlu bakanlığın son zamanlardaki bir takım icraatları bilimsel gelişmelere ve sürdürülebilir olmaya oldukça uzaktır:

 

*Sağlık hizmetlerinin en önemli unsurlarından olan acil servislerin güçlendirilmesi için Sendikamız yıllardır önerilerde bulunmakta, buna karşın acil servis hizmetlerimiz özlenen düzeye ulaşamamaktadır.

Acil servislerimizde uygun kadroların oluşturulması yerine hizmetler sözleşmeli ve asistan hekimler eliyle yürütülmekte hatta meslektaşlarımız dayatmalarla,  zorla çalıştırılmaktadır. Oysaki acil servislerde sürekliliği olan, uygun kadroların bir ekipte toplanması halinde hizmet kalitesinin artacağı bilimsel bir gerçeklik halinde karşımızda durmaktadır.

 

*Diğer yandan sağlık işlerinden sorumlu bakanlık hekim eksikliklerinin üstesinden gelebilmek için bugüne kadar uygulanmamış bir yönteme başvurmakta bazı hekimleri 6 ayrı kamu sağlık kuruluşunda görevlendirmektedir. Evet, yanlış okumadınız bir hekim haftanın her günü farklı bir sağlık kurumunda çalışmakta, hafta sonu nöbetlerini de farklı bir merkezde tutmak zorunda bırakılmaktadır. Üstelik bu birden çok hekimin karşı karşıya kaldığı,  meslek onuru bir yana verimlilikten ve kaliteden uzak, hasta açısından takip sorunlarının yaşandığı, hekimler içinse deyim yerindeyse "sürgün" benzeri bir çalışma şeklidir. Bakanlık, hekim eksikliklerini tamamlamak, acil servis veya merkezden uzak sağlık kurumlarında hekimlerin çalışmalarını özendirmek yerine baskıcı bir tutum içerisine girmektedir. Böylesi bir tutum kabul edilebilir olmaktan çok uzaktır.

 

*İlaç Eczacılık Dairesi’ndeki idari zafiyetten ve otomasyon sistemindeki eksikliklerden dolayı maliyeti yüksek olan ilaç ve tıbbi malzemeler zaman zaman çöpe giderken enfeksiyon, kanser ve bazı kronik hastalıkların tedavilerinde kullanılan ilaçlarda eksiklikler yaşanmaktadır. Kamu sağlık merkezlerinde tetkikler için gerekli olan malzemeler ve kitlerin eksiklikleri nedeniyle hastaların tanı alması gecikebilmektedir.

 

*Ülkemizdeki sağlık hizmetlerinin "Amiral gemisi" Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde sadece 8 ameliyat salonu olması nedeniyle operasyonlar için bekleme süreleri ve listeleri uzadıkça uzamakta, acil durumlarda hastalar sevk edilmek zorunda kalınmaktadır. Tam donanımlı yeni ameliyathane ve modern poliklinik binası yaparak hekimlerin daha fazla hastaya daha iyi şartlarda hizmet vermesinin sağlanması yerine ülkenin sınırlı mali kaynakları sevklere harcanmaktadır.

 

*Kamu sağlık merkezlerimizdeki fiziki alt yapı şartları ve personel eksiklikleri nedeniyle hizmet kalitesi düşmekte ve hem hastalar hem de sağlık çalışanları için güvensiz bir ortam oluşmaktadır. Aylar önce yaptığımız çağrılara rağmen hala daha personel ve hemşire istihdamı yapılmadığı için Onkoloji Hastanesi’ndeki 1 kat ve Göğüs Cerrahisi Servisi açılamamış ayrıca Yoğun Bakım yatak sayısı azaltılmak zorunda kalınmıştır.

 

*Sağlık işlerinden sorumlu bakanlığın yaklaşık 6 aylık dönem içinde sosyal devlet anlayışının gereği olan kamu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine dair tatminkâr bir icraat göremediğimizi üzülerek kamuoyu ile paylaşırız.  Aksine kamu sağlık merkezlerinin önce zayıflatılıp ardından çökertilmesi ve devlet eliyle sağlık hizmetlerinin özel sektöre peşkeş çekilmesi girişimlerine Kıbrıs Türk Kamu Hekimleri olarak asla izin vermeyeceğimizi bir kez daha hatırlatırız.

 

 

Saygılarımla

Dr. Ahmet Varış

Başkan

 

 

1 Mayıs Mesajı

Nisan 30

 

1 Mayıs tüm dünyadaki emekçilerin hak ve özgürlükleri için hep birlikte sesini yükselttiği gündür. Ülkesi, ulusu, ırkı, siyasal görüşü, dini, mezhebi, dili, cinsiyeti, yaşı, mesleği ne olursa olsun, ülkemizde ve dünyanın dört bir yanında emekçiler bir araya gelip taleplerini haykırmaktadır.

 

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmelerine göre her ülke iş güvenliği, iş sağlığı ve çalışma ortamına ilişkin tutarlı bir ulusal politika geliştirmeli ve iş kazalarının önlenmesi için çalışma ortamında bulunan tehlike nedenlerini asgariye indirerek önlemler almalıdır.

 

Ülkemizdeki kamu sağlık merkezlerinde yıllardır periyodik radyasyon denetimleri dünyada kabul gören yöntemler ve şartlara uygun olarak yapılmamaktadır. Çağdaş ülkelerde olduğu gibi Enfeksiyon Kontrol Komiteleri hekim eksiklikleri nedeniyle tüm hastanelerimizde oluşturulamamıştır. Sonuç olarak kamu sağlık çalışanlarının iş güvenliği ve sağlığı ciddi bir risk altındadır. İdare bu konulardaki eksikliklerin giderilmesi için ivedilikle somut adımlar atmalıdır.

 

Devletin denetim eksiklikleri nedeniyle sosyal güvencesiz çalıştırılan; siyasi mercilerin göz ardı etmelerinden dolayı temel hak ve özgürlüklerden yoksun olarak yaşamak zorunda bırakılan emekçilerin sorunlarının giderildiği daha güzel günler görmek dileğiyle tüm emekçilerin ‘1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı’nı kutlarız.

 

Saygılarımla

Tıp-İş Yönetim Kurulu (a)

Dr. Ahmet Varış

Başkan

Kanser Haftası

Nisan 02

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2012 yılında dünyada yaklaşık 14 milyon yeni kanser olgusu saptanmıştır.

Bu sayının önümüzdeki 20 yılda %70 oranında artması beklenmektedir.

Kanser, dünyada ölüm sebepleri arasında ikinci sırada yer almakta olup 2015 verilerine göre 8.8 milyon insan kanser nedeni ile hayatını kaybetmiştir.

 

TÜM DÜNYADA GERÇEKLEŞEN HER 6 ÖLÜMDEN 1’İ KANSERE BAĞLIDIR.

Ülkemizde de kanser sıklığı giderek artmaktadır. Tıptaki ve yaşam şartlarındaki gelişmelere bağlı olarak insan ömrü uzadıkça,  kanser vakaları görülmeye devam edecektir. Bu artışta teknolojik ve bilimsel gelişmelere bağlı olarak kanser tanısı koyabilmekteki başarı oranlarının artışının da katkısı vardır.

Kanser görülme sıklığı, dünyanın gelişmiş ülkelerinde, gelişmemiş ülkelere göre daha fazla olmasına rağmen, ölüm oranları gelişmekte olan ülkelerde daha fazladır. Buradaki etken ise kanseri tedavi etme olanaklarındaki farklılıklardır.

 

Ülkemizdeki durumun Avrupa ülkelerine benzer olduğunu düşünmekteyiz. Son yıllarda başlatılan çalışmalara rağmen henüz ülkemize ait kanser istatistikleri yani, kaç hastamız olduğu, her yıl kaç yeni kanser vakası görüldüğü, hangi kanser hastalığından kaç hasta olduğu, hangi bölgede kaç vaka görüldüğü gibi veriler net olarak elde edilememiştir. Oysa bu istatistiki bilgiler kendimize ait bir kanser politikası belirleyebilmek için gereken en önemli verilerden biridir.

Ülkemizde, kamu hastanelerimiz içinde en büyük merkez olan Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi bünyesinde, Eylül 2016’da hizmete giren Onkoloji Merkezinde erişkin tıbbi onkoloji,  erişkin hematoloji, pediatrik onkoloji, pediatrik hematoloji ve radyasyon onkolojisi bölümlerinde hizmet verilmektedir.  

Giderek artan hasta sayısının en iyi göstergelerinden birisi de merkezdeki mevcut yatılı servislerin son aylarda %100 dolulukla çalışması, hatta çoğu zaman hastaların boş yatak olmaması nedeni ile başka servislerde, kanser hastaları için uygun olmayan şartlarda yatırılmak zorunda kalınmasıdır. Oysa merkezin yatılı servis hizmeti verecek şekilde tamamlanan ve 23 odası olan 3. katı personel eksikliği nedeniyle 1.5 yılı aşkın bir süre olmasına rağmen halâ hizmete açılamamıştır. Sendikamız çeşitli kereler ‘boş duvarların değil’ kalifiye personelin hasta tedavi edebileceğini gündeme getirmiştir.

 

Diğer yandan son zamanlarda kanser hastalarının tedavilerinde kullanılan kemoterapi ilaçlarının temininde sıkıntılar yaşanmakta, zaman zaman ilaç eksiklikleri yaşanmaktadır.  Bu sadece hastalarımızın endişelerini artırmakla kalmayıp ayni zamanda tedavi başarılarını da olumsuz olarak etkilemektedir. Yeni nesil kemoterapi ilaçlarının ise temin edilmesinde ciddi sıkıntılar vardır.

Son 5 yılda sağlık ile ilgili sevklere ödenen toplam miktar 75milyon TL’dir. Bunun büyük kısmı Onkolojik hastalar için ödenmiştir. Radyoterapi için ödenen parayla 6 tane radyoterapi cihazı alınabilirdi. Uzun uğraşlar sonunda bu cihaz kamu hastanesine kazandırıldı. PET tetkiki için ödenen paralarla bu cihaz kamuya satın alınabilir ve sevk giderlerinde ciddi bir azalma sağlanabilir.

 

Onkoloji Merkezimizde pump cihazı eksikliği vardır. Aylar önce ivedilikle 60 pump cihazı talep edilmesine rağmen bakanlık bunu henüz alamamıştır. Hali hazırda kullanılan 16 pump cihazı ise yine kamu hekimlerimizin gayretleriyle çeşitli sivil toplum kuruluşları ve bireyler tarafından bağış olarak alınmıştır.

Onkoloji Merkezinde 24 saat kesintisiz hekimlik hizmeti verilmesi, kritik hastaların yattığı servislerde hizmetin aksamadan sürmesi için nöbet sistemi oluşturulmuştur. Her branştan yeterli hekim olmaması nedeni ile hekimler on-call olarak hizmet vermekteyken ayrıca 24 saatlik nöbetler de tutmaktadır. Buna rağmen nöbetçi hekim olmayan geceler bulunmakta ve acilen görevli nöbetçi hekim sayısının artırılması gerekmektedir.

Acil durumlarda o anda merkezde nöbet tutan hekimin hastaya müdahale etmesi, on-call hekimin evden gelmesine kadar geçen sürede hayat kurtarıcı olacağından nöbetçi hekim olmayan gün kalmayacak şekilde hekim sayısının tamamlanması şarttır.

 

1 Ocak 2017-31 Aralık 2017 arasında Onkoloji Merkezi polikliniklerindeki muayene sayıları şöyledir:

 

Pediatrik Onkoloji(1 hekim):  885 muayene

Pediatrik Hematoloji (1 hekim): 888 muayene

Erişkin Onkoloji (2 hekim): 14 474 muayene

Erişkin Hematoloji(1 hekim): 6043 muayene

Radyasyon Onkolojisi(1 hekim): 4050 muayene olmak üzere

Toplam muayene sayısı: 26 340 olmuştur.

Ayni süre içinde 1799 yatılı hasta tedavisi yapılmıştır.

 

Görüldüğü üzere bu kadar iş yükü altında sayıları yetersiz olan hekimler ezilmekte ve hastalarımız da uzun süreler beklemek zorunda kalmaktadır.  Hem hekim sayısının, hem hemşire sayısının artırılması hizmet kalitesini artırmakla kalmayıp hasta memnuniyetini de artıracaktır.

Tüm dünyada multidisipliner olarak verilen kanser tedavilerinde hekim ve hemşirelerin yanı sıra tedavi ekibinde yer alması gereken psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, sosyal hizmet uzmanı gibi görevlilerin de biran önce merkezde görevlendirilmesi çağdaş ve modern kanser tedavisi sunulabilmesinin olmazsa olmazlarındandır.

 

1-7 Nisan Kanser Haftası münasebeti ile Sağlık Bakanlığını ve tüm yetkilileri Onkoloji Hastanemizin hekim, personel, teçhizat ve ilaç  eksikliklerini acilen giderip kamu çalışanlarının yoğun bir özveriyle sürdürmekte olduğu görevlerini çağımızın gerekliliklerine uygun şartlara getirerek hizmet kalitesini artırmaya çağırıyoruz.  

Toplumumuzu ve yetkilileri, gelişmiş dünyada olduğu gibi ülkemizde de kanseri oluştuktan sonra erken yakalamaya değil, önlemeye odaklanmak için, özellikle değiştirilebilir risk faktörleri ile mücadelede birleşmeye çağırıyoruz.  Bu noktadan hareketle SİGARA ve OBEZİTE ‘ye karşı mücadelede birleşmek ve ülke sathında bir seferberlik ilan etmek gerektiği düşüncesindeyiz.

 

Saygılarımla

Tıp-İş Yönetim Kurulu (a)

 

Dr. Ahmet Varış

Başkan

 

 

 

Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş) Olağan Genel Kurulu sonrasında ilk toplantısını bugün gerçekleştirerek görev dağılımını yaptı.

 

Dr. Ahmet Varış’ın başkanlığındaki yönetim kurulunda genel sekreterliğe Dr. Arif Ersoy, mali sekreterliğe Dr. Nafiye Direktör, sosyal ilişkiler sorumluluğuna Dr. Volkan Onar  ve örgütlenme sekreterliğine Dr. Emre Vudalı, Lefkoşa bölge koordinatörlüğüne Dr. Şükrü Onbaşı getirildi.

 

TIP-İŞ başkanı Ahmet Varış Yönetim Kurulu Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada;

“Hekimlik mesleği, bilimsel bilginin klinik kullanımı ile gerçekleştirilir. Hastaya doğru teşhis koyabilmek, hastalık ve tedavi hakkında açıklayıcı bilgi verebilmek için hastalara yeterli süre ayrılması gerekmektedir. Hekim hastası ile ilgili kararları sadece hastanın iyiliğini gözeterek vermelidir. Sağlık yaşamın kaynağı ve herkesin hakkıdır.

İvedi bir şekilde, halkın hizmet aldığı kamu sağlık merkezlerindeki alt yapı eksikliklerinin giderilerek çağımıza uygun hale getirilmesi sağlanmalıdır. Daha önce de vurguladığımız gibi sendikamız hekim haklarıyla birlikte ülkemizdeki tüm bireylerin eşit, güvenilir, ulaşılabilir ve nitelikli bir sağlık hizmeti alması için mücadele edecektir.

Tüm çalışanlar gibi hekimler için de insanca çalışma koşulları, tanımlı mesai saatleri ve hekim onuruna yakışır bir iş güvencesi sağlanmadan hekimlerin görev yerlerinde huzur ile hizmet vermesi, hastalarına yeterli seviyede faydalı olması beklenmemelidir.

Sağlık politikalarındaki yetersizlik, siyasetçilerin sadece günübirlik çözümlerle sorunları öteleme alışkanlıkları ve bütün bunların sonucunda sağlık hizmetine ulaşmak isteyen yurttaşların olumsuz etkilenmesine karşı sendikal mücadelemizi yükselterek devam ettireceğimizi tüm kamuoyunun bilgisine sunarız.” dedi.

 

Eylemdeyiz Tip is

 

Sağlık hizmetlerinin sunumunu daha ileri bir noktaya taşıma amacı ile yapılan yasal düzenlemeler bugün itibarı ile sorunları çözme hedefinden uzaktır.

-Hekim özlük haklarının iyileştirilmesi için yapılan Kamu Sağlık Çalışanları Yasası (KSÇY) Değişikliği, Sendikamızın tüm uyarıları ve Bakanlıkla Sendika arasında imzalanan protokolde düzeltilmesi yönünde yer aldığı halde, hekimler arasında eşitsiz, hakkaniyetten uzak bir durum oluşturmuştur.

-Döner Sermaye Yasası yürürlüğe girmemiştir.

-KSÇY’nın 40. Maddesi tahtında hekimlerin özel hasta bakma hakkının kullanılabilmesini mümkün kılacak hastane alt yapıları iyileştirilmemiş, yasal düzenlemeler hayata geçmemiştir.

Bugün ülkemizde birçok branşta hekim eksikliği devam etmektedir. Hekim özlük hakları yeterli düzeye ulaşmamıştır. Hekimler için istifalar ve 60 yaşından önce emekliğe ayrılma durumları söz konusudur. Kamu hastaneleri hekimsiz kalma riski ile karşı karşıyadır. Kritik branşlarda hekim eksikliği hem kamuda hem de özelde verilen hizmetleri durma noktasına getirecektir.

Sendikamız tam gün sağlık hizmeti hedefi ile yasal düzenlemelerin yapılması, alt yapı eksikliklerinin giderilmesi hususunda yapılacak her türlü çalışmaya destek vermeye her zaman hazır olmuş, bundan sonra da hazır olacaktır.

Ancak defalarca kamuoyu önünde sağlıktaki sorunları Sendikamız ile uzlaşarak çözmek istediği yönünde açıklamalar yapan Sağlık Bakanı Sucuoğlu bu sözleri unutarak uzlaşılması mümkün olmayan teklifler sunmaktadır. Geçtiğimiz aylarda Sendika ve Bakanlık arasında imzalanan protokolün birçok maddesi yaşam bulmamıştır. Sendikamız 18 Temmuz 2017’den itibaren, Sn Sucuoğlu’nun uzlaştık diyerek imza koyduğu protokol maddeleri gerçekleşene kadar, askıya aldığımız eylemlere devam etme kararı almıştır.18 Temmuz tarihinden itibaren acil sevkler dışında sağlık kurulları yapılmayacaktır.19 Temmuz 2017’de Sağlık Bakanı ile yapacağımız görüşme sonucunda bir uzlaşıya varamamamız durumunda eylemlerimiz artarak sürecektir.  Hükümeti kamu sağlığını tehlikeye atan duyarsız tutumdan vazgeçmeye ve protokol maddelerini hayata geçirecek somut adımlar atmaya davet ederiz.

“İnsanın iktidara karşı mücadelesi, hafızanın unutuşa karşı olan mücadelesidir” demiş Milan Kundera.

Biz unutmuyoruz.

 

Hastaneler hekimsiz kalamaz

 

Sağlık bir haktır ve her yurttaş için eşit ve kaliteli olmalıdır.

 

Sağlık özelleştirilemez

 

Bu ülkede hükümet edenlerin sağlığın özelleşmesi için gizliden veya açıktan yaptığı tüm girişimlerin karşısında bir orman gibi bilge, bir kaya gibi sert durmaya devam edeceğiz.

 

Saygılarımızla,

 

Dr Sıla Usar

(Başkan)

 

 

 

 

 

 

Hekim, teçhizat ve alt yapı eksiklikleri nedeni ile kamu hastanelerinden yapılmak zorunda kalınan sevklerin sorumlusu Sağlık Bakanlığı’dır.

 

Basında, hekimleri itibarsızlaştırıcı, alenen saldırı unsurları içeren, karalamacı yayınlar ülkemizde alışkanlık haline gelmiştir. Başka hiç bir meslek grubuna bu kadar sık, bilgiden yoksun saldırılar yapılmamakta, ve başka hiç bir mesleğin örgütleri bu kadar sık kınama açıklaması yapmak zorunda kalmamaktadır. Yazılanlar, hasta haklarının savunulması amacından son derece sapmış durumdadır. Hastanelerdeki kısıtlı imkanlara rağmen var gücüyle hastalarına şifa vermeye çalışan hekimlere saldırıların sonu gelmemektedir. Gün geçmiyor ki bir sağlık çalışanı sözlü ya da fiziki şiddete maruz kalmasın. Bu durumdan, sorumsuz ve etik dışı bir şekilde yayın yapan basının payının büyük olduğu aşikardır. Sağlık Bakanlığı ise hekimlere basında yapılan saldırılara karşı korkak sessizliğini korumaktadır. Hastanelerde yeterli sayıda hekim bulundurmak, alt yapı, malzeme eksikliklerini gidermek gibi bir çok sorumluluğunu yıllardır umursamayan Sağlık Bakanlığı, verilen hizmetlerin hekimlerden kaynaklanmayan aksaklıklarında sessiz kalarak kendini unutturmaya çalışmaktadır.

Yalan yanlış ifadeler kullanılarak hekimlerin medyada hedef gösterilip suçlanması, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurmaktadır. Yakın zamanda basın tarafından benzer bir karalamaya maruz kalan kamu hastanelerinde görev yapan tek çocuk nöroloji uzmanı meslektaşımız yaşadığı haksızlığa dayanamamış, istifa etmiştir. Kamu hastaneleri sahip olduğumuz tek çocuk nöroloji uzmanını kaybetmiş, üzerinden aylar geçmiş olmasına rağmen söz konusu meslektaşımızın yeri doldurulamamıştır. Bu kayıp en fazla çocuk nöroloji uzmanının hizmetine ihtiyaç duyan hastalarımızı etkilemiştir.

 

Geçtiğimiz günlerde ise görevini layıkıyla yapmış olan bir meslektaşımız aleyhinde sorumsuz ve bilgisizce, gazetecilik etik değerlerine uymayan yayınlar yapılmıştır. Söz konusu yayınları yapan Kıbrıs Gazetesi ve Havadis Gazetesini şiddetle kınar, bu husustaki hukuki haklarımızın saklı olduğunu belirtmek isteriz. Gazeteciler bütün kaynaklardan eline ulaşan bilginin doğruluğunu sınamalı, gerçeğe ulaşabilmek için elindeki tüm imkânları kullanmalıdır. Haberde konu edilen bütün tarafların ifade özgürlüğüne saygı göstermeli, adil olmalı ve tarafsızlık adına görüşlerine haberde yer verilmelidir. Haberde adı geçen meslektaşımızın görüşü alınmadan haber yapılmış olması etik değerlere aykırı, temel insan haklarına saldırı niteliği taşımaktadır. Medya Etik Kurulu’nu gazetecilik mesleği ilkelerine uygun yapılmayan söz konusu haberlerle ilgili göreve çağırmayı borç biliriz.

Unutulmamalıdır ki, bugün hastanelerimizde yaşanan insan iş gücü(hekim, hemşire, personel), alt yapı eksiklikleri ve yoklukların sorumlusu hekimler değil hükümetin ta kendisidir. Giden hekimlerin yeri doldurulmamakta, eksiklikler giderilmemekte, sağlığa yatırım yapılmamakta, tüm bunların sonucunda yurttaşın sağlığı zarara uğratılmaktadır. Ne üzücüdür ki sorumsuz hükümetlerin beceriksiz icraatları sonucunda kamu hastanelerinden hekimlerin kaybı devam edecektir. 2017 yılının ilk yarısında 10 kadar kamu hekimi görevinden ayrılmıştır. Sağlık Bakanlığı’nı, hekimlere yapılan saldırılar ve gerçek dışı suçlamalar karşısında göstermiş oldukları kayıtsızlığı şiddetle kınar, sorumlu davranmaya davet ederiz. Hastanelerin daha da hekimsiz kalacağı günlerin gelmemesi için hükümetin çözümler üretme zamanının çoktan gelip geçtiğini hatırlatmak isteriz.

Habere konu olan çocuğumuza acil şifalar dileriz.

 

Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası - Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği

 

Kıbrıs Türk Tabipleri Odası - Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası

 

 

Facebook Sayfamız